HAK-İŞ, SWTUF ve SUDAN ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN ORTAK BASIN TOPLANTISI

23 Ekim 2026 14:42, Haberler


HAK-İŞ, SWTUF ve SUDAN ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN ORTAK BASIN TOPLANTISI

ARSLAN, “SUDAN HALKIYLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”


HAK-İŞ Konfederasyonumuz ile Sudan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ve Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) tarafından Sudan’da devam eden terör ve isyan hareketine karşı ortak mücadele ve dayanışma iradesini ortaya koymak, Sudan halkı ve işçileriyle dayanışmayı güçlendirmek ve uluslararası topluma çağrıda bulunmak amacıyla ortak basın toplantısı gerçekleştirildi.

 Sudan Ankara Büyükelçiliğinde El-Faşir Katliamının Birinci Yıldönümü dolayısıyla 23 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen basın toplantısına, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Sudan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, SWTUF Genel Başkanı Sirralkhatim Alamin Abdulgadir Mohammed, Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Ali Kayabaşı, Genel Sekreter Yardımcımız Fatma Zengin Gümrah, Ankara’da yaşayan Sudan Öğrenci Topluluğu Üyeleri, Uzmanlarımız, Elçilik çalışanları ve basın mensupları katıldı.

 “SUDAN Halkıyla Dayanışma İçerisindeyiz”

 Genel Başkanımız Mahmut Arslan, HAK-İŞ olarak Sudan işçi hareketi ve Sudan halkıyla tam bir dayanışma içerisinde olduğumuzu belirterek, Sudan’da yaşanan gelişmelerin HAK-İŞ’i derinden üzdüğünü ifade etti. Arslan, Sudan’da sendikal hareketin yeniden güçlenmesi ve faaliyetlerini özgürce sürdürebilmesi için geçmişte de uluslararası alanda girişimlerde bulunduklarını kaydetti.

 2019 yılında yaşanan darbenin ardından Sudan İşçi Sendikaları Federasyonunun (SWTUF) faaliyetlerinin durdurulduğunu, konfederasyonun kapatıldığını ve mal varlıklarına el konulduğunu hatırlatan Arslan, HAK-İŞ’in bu süreçte SWTUF ile dayanışma içerisinde olduğunu vurguladı. Arslan, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler, Arap Birliği ve uluslararası sendikal kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunduklarını belirterek, SWTUF’un 2022 yılında Uluslararası Sendikalar Konfederasyonuna (ITUC) üye olmasının bu mücadelenin önemli sonuçlarından biri olduğunu ifade etti.

 “El Faşir’deki Katliamların Arkasındaki Güçlere Bakmalıyız”

 Genel Başkanımız Arslan, Sudan’da yaşananların yalnızca bölgede meydana gelen çatışmalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Sudan’ın toprakları, nüfusu ve kültürel zenginliğiyle Afrika’nın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu ifade eden Arslan, ülkenin parçalanmasına yönelik girişimlere dikkat çekti. Arslan, emperyalist ve siyonist güçlerin farklı ülkelerde benzer politikalar izlediğini belirterek, El Faşir’de yaşanan katliamların arkasındaki güçlerin de sorgulanması gerektiğini vurguladı. Sudan halkına yönelik saldırıların sorumlularının bir gün hesap vermesi gerektiğini ifade eden Arslan, bu süreçte uluslararası kamuoyunun daha güçlü bir tutum ortaya koymasının önemine işaret etti.

 “Sudan’da Yaşananları Uluslararası Sendikal Hareketin Gündemine Taşıyacağız”

 HAK-İŞ’in Sudan konusundaki dayanışmasını uluslararası sendikal alanda da sürdüreceğini belirten Arslan, El Faşir’de yaşanan katliamlara ilişkin bilgi ve belgeleri uluslararası sendikal hareketin gündemine taşıyacağımızı ifade etti.

 Arslan, Sudan’da yaşananların dünya kamuoyuna anlatılması için çalışmaya devam edeceğimizi belirterek, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkilere ve Sudan’daki gelişmelere dikkat çekti. Sudan meselesinin uluslararası platformlarda gündemde tutulmasının önemini vurgulayan Arslan, HAK-İŞ’in bu konudaki girişimlerini sürdüreceğini kaydetti.

 Elteyeb: “El Faşir’de Yaşananlar İçin Adalet, Sudan İçin Barış İstiyoruz”

 Sudan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, sivillere yönelik saldırılar, insan hakları ihlalleri ve zorla yerinden edilmelere karşı uluslararası toplumun sorumluluk almasını gerektirdiğini vurguladı. El Faşir’de yaşananların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Eltayeb, Birleşmiş Milletler raporlarının bölgede sistematik ihlallere ve soykırım niteliği taşıyan şiddet olaylarına işaret ettiğini ifade etti.

 Sudan’daki çatışmaların sürdürülmesini sağlayan dış destek ağlarının araştırılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini kaydeden Eltayeb, Sudan Cumhuriyeti olarak bağımsız uluslararası soruşturma yürütülmesi, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sivillerin korunması çağrısında bulundu. HAK-İŞ Konfederasyonu ile sendikal dayanışmanın önemine de dikkat çeken Eltayeb, Türk halkına, Türkiye’deki sendikal harekete ve uluslararası topluma seslenerek El Faşir’de yaşananların unutulmaması, mağdurlar için adaletin sağlanması ve Sudan’da kalıcı barışın tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.

 Mohammed: “HAK-İŞ ile Dayanışmamız Sudan Halkının Mücadelesine Güç Katıyor”

 SWTUF Genel Başkanı Sirralkhatim Alamin Abdulgadir Mohammed, El Faşir’de yaşanan katliamın ardından sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu. Sudan’daki çatışmaların sona ermesi için uluslararası toplumun daha etkin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Mohammed, bağımsız soruşturma yürütülmesi ve suçluların hesap vermesinin önemini vurguladı. HAK-İŞ Konfederasyonu ile gerçekleştirilen ortak basın toplantısının Sudan halkının yaşadıklarını uluslararası kamuoyuna duyurmak açısından önem taşıdığına dikkat çeken Mohammed, sendikal dayanışmanın sürdürülmesi ve Sudanlıların öncülüğünde kalıcı barışın tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

 Basın toplantısı sonunda HAK-İŞ ve SWTUF tarafından Sudan'daki Terör ve İsyan Hareketine (HDK/RSF) Karşı Ortak Mücadele ve Dayanışma Bildirisi okundu. Bildiride şu ifadeler yer verildi:

 

HAK-İŞ KONFEDERASYONU (HAK-İŞ) VE SUDAN İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (SWTUF) ORTAK BASIN BİLDİRİSİ
Sudan'daki Terör ve İsyan Hareketine (HDK/RSF) Karşı Ortak Mücadele ve Dayanışma Bildirisi

                         

Sudan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde bir araya gelen HAK-İŞ Konfederasyonu ve Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) olarak; Sudan'da yaşanan gelişmeler karşısında ortak mücadele ve dayanışma irademizi ortaya koymak, uluslararası toplumu harekete geçirmek ve Sudan halkının haklı mücadelesine destek vermek amacıyla hazırladığımız bu ortak bildiriyi kamuoyunun ve uluslararası toplumun dikkatine sunuyoruz.

Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana devam eden süreç, iddia edildiği gibi iki general arasındaki bir iç savaş veya basit bir güç mücadelesi değildir. Bu süreç; sivil halkı, meşru devlet düzenini ve toplumsal altyapıyı hedef alan planlı, kasıtlı ve yıkıcı bir terör ve isyan hareketidir. Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK/RSF) sivillere yönelik sistematik katliamlar, cinsel şiddet, zorla yerinden etme ve altyapıyı hedef alan saldırıları, bu yapının uluslararası toplum tarafından derhal terör örgütü olarak tanınmasını ve gerekli uluslararası yaptırımlara tabi tutulmasını zorunlu kılmaktadır.

HDK milislerinin insansız hava araçları ve gelişmiş askeri teknolojiler kullanarak enerji altyapısı, hastaneleri, su şebekelerini, okulları ve kamu binalarını doğrudan hedef alması, meşru devlete ve sivil yaşama karşı yürütülen sistematik bir terör stratejisinin açık göstergesidir. Bu saldırılar, uluslararası insancıl hukukun ve savaş hukukunun temel ilkelerinin açık ihlalini oluşturmaktadır.

Başta Masalit, Zaghawa ve Fur toplulukları olmak üzere Arap olmayan Afrika kökenli Sudan halkına yönelik etnik temizlik, zorla yerinden etme ve demografik mühendislik uygulamaları sistematik bir biçimde yürütülmektedir. Kadınlara ve çocuklara yönelik yapılan ağır insan hakları ihlalleri, dış destekli milis yapılanmalarının en vahim yüzünü yansıtmaktadır. Batı Darfur (El Geneina), Kordofan ve Mavi Nil bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirilen katliamlar ise uluslararası hukuk bakımından soykırım iddialarını güçlendiren son derece ağır suçlar niteliği taşımaktadır.

Çatışmanın ölçeği, HDK'nın tek başına sürdürebileceği kapasitenin çok ötesindedir. HDK terörünün arkasında açık bir dış lojistik, finansal ve askeri destek bulunmaktadır. Raporlanan bulgular, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) HDK'ya sağladığı finansal, lojistik ve silah desteğinin bu yıkım ve terör kampanyasında belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Sudan altınının yasa dışı ticareti ve dış transferler yoluyla sağlanan finansman saldırıları beslemekte; ayrıca Etiyopya, Eritre, Nijerya ve Kolombiya gibi ülkelerden getirilen yabancı paralı savaşçıların kullanılmasıyla kriz, bölgesel ve uluslararası boyut kazanan bir vekâlet savaşına dönüşmektedir.

Bu yıkıcı süreçte çalışma hayatı ve emekçiler de doğrudan hedef alınmıştır. HDK terörü nedeniyle 11.000'den fazla sendika üyesi işçi doğrudan etkilenmiş; kitlesel işsizlik, yaralanmalar ve zorla yerinden edilmeler yaşanmıştır. Ülke genelinde 14 milyondan fazla insan yerinden edilmiş; elektrik, liman, ulaşım, imalat, sağlık ve eğitim gibi stratejik sektörler ağır tahribata uğramış, İşçi Bankası ile sendika binaları yağmalanarak işçilerin kazanılmış hakları ve sendikal örgütlenme kapasitesi ve kurumsal hafızası hedef alınmıştır.

Çalışma hayatına ve sendikal haklara yönelik bu sistematik saldırılar yalnızca Sudan'ın değil, küresel sendikal hareketin de ortak meselesidir. İşçilerin örgütlenme özgürlüğüne, sendikal haklarına ve insana yakışır çalışma ilkelerine yönelen bu saldırılar, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün temel sözleşmeleri ile uluslararası çalışma normlarının açık ihlalini teşkil etmektedir.

Uluslararası topluma ve kurumlara yönelik acil eylem planı kapsamında aşağıdaki çağrıları yapıyoruz:

·         Birleşmiş Milletler, BM Güvenlik Konseyi, Afrika Birliği, Arap Birliği ve ilgili tüm uluslararası ve bölgesel kuruluşları; HDK'yı derhal terör örgütü ilan etmeye, lider kadrosu, destekçileri ve finansörleri hakkında kapsamlı yaptırım kararları almaya davet ediyoruz.

·         Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin; Sudan'ın meşru hükümetine verdiği desteği uluslararası platformlarda sürdürmesini, HDK'nın terör örgütü olarak tanınmasına yönelik uluslararası girişimlere öncülük etmesini ve terörün finansmanının engellenmesine yönelik çalışmaları güçlendirmesini önemsiyor ve destekliyoruz.

·         HDK'ya sağlanan silah, mühimmat, lojistik ve finansal destek hatları acilen tespit edilerek engellenmeli; terörün finansmanında rol oynayan BAE merkezli ve diğer dış yapılar üzerinde uluslararası baskı artırılmalı, yasa dışı finans ve silah tedarik ağları tamamen ortadan kaldırılmalıdır.

·         Sivillerin korunması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması amacıyla derhal, kalıcı ve doğrulanabilir bir ateşkes tesis edilmeli; insani yardım koridorları güvence altına alınmalı ve Sudan'ın yeniden imarı ile temel kamu hizmetlerinin yeniden tesisine yönelik uluslararası iş birliği güçlendirilmelidir.

·         İşlenen insanlık suçları, savaş suçları, etnik temizlik ve altyapı tahribatlarından sorumlu olan tüm iç ve dış faillerin uluslararası yargı önünde hesap vermesi, delillerin korunması, mağdurlar için etkin tazmin ve rehabilitasyon mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurguluyoruz.

·         Sudan'daki bu vahim durumun Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gündemine ve Uluslararası Çalışma Konferansı'na (ILC) acilen taşınmasını; Sudan'ın yeniden ayağa kaldırılması amacıyla uluslararası bir zirve düzenlenmesini talep ediyoruz.

·         Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC), Küresel Sendika Federasyonları ve uluslararası sendikal hareketi; HDK'nın terör örgütü olarak tanınması yönünde ortak bir tutum almaya, Sudan'daki çalışma hayatı krizini uluslararası sendikal gündemin öncelikli başlıkları arasına taşımaya ve Sudan sendikal hareketinin yeniden inşasına yönelik dayanışmayı güçlendirmeye davet ediyoruz.

·         BM Güvenlik Konseyi'nin de altını çizdiği üzere, meşru Sudan devlet otoriteleri dışında HDK veya uzantıları tarafından kurulmaya çalışılacak herhangi bir paralel hükümet veya otoritenin tanınmayacağını ve yasa dışı kabul edileceğini yineliyor; uluslararası toplumu Sudan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve meşru devlet kurumlarını desteklemeye davet ediyoruz.

SUDAN HALKI VE İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR.

HAK-İŞ Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) olarak; Sudan'ın meşru devlet kurumlarının, Sudanlı işçilerin ve mazlum Sudan halkının yanında olduğumuzu bir kez daha güçlü şekilde ifade ediyor; uluslararası toplumu terörün, şiddetin ve uluslararası hukuka aykırı uygulamaların sona erdirilmesi için somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Sudan'da kalıcı barış, adalet, istikrar ve demokratik yeniden yapılanma sağlanıncaya; Sudan'da kalıcı barış, güvenlik, adalet ve istikrar yeniden tesis edilinceye; Sudan halkının temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınıncaya ve çalışma hayatı yeniden inşa edilinceye kadar dayanışmamızı ve uluslararası platformlardaki girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz.

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

23 Ekim 2026 14:42, Haberler


© 2024-2026 HAK-İŞ Konfederasyonu