HAK-İŞ, SWTUF ve
SUDAN ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN ORTAK BASIN TOPLANTISI
ARSLAN, “SUDAN HALKIYLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”
HAK-İŞ Konfederasyonumuz ile Sudan Cumhuriyeti Ankara
Büyükelçiliği ve Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) tarafından Sudan’da
devam eden terör ve isyan hareketine karşı ortak mücadele ve dayanışma
iradesini ortaya koymak, Sudan halkı ve işçileriyle dayanışmayı güçlendirmek ve
uluslararası topluma çağrıda bulunmak amacıyla ortak basın toplantısı
gerçekleştirildi.
HAK-İŞ
KONFEDERASYONU (HAK-İŞ) VE SUDAN İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (SWTUF) ORTAK
BASIN BİLDİRİSİ
Sudan'daki Terör ve İsyan Hareketine (HDK/RSF) Karşı Ortak Mücadele ve
Dayanışma Bildirisi
Sudan
Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde bir araya gelen HAK-İŞ
Konfederasyonu ve Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) olarak;
Sudan'da yaşanan gelişmeler karşısında ortak mücadele ve dayanışma irademizi
ortaya koymak, uluslararası toplumu harekete geçirmek ve Sudan halkının haklı
mücadelesine destek vermek amacıyla hazırladığımız bu ortak bildiriyi
kamuoyunun ve uluslararası toplumun dikkatine sunuyoruz.
Sudan'da
Nisan 2023'ten bu yana devam eden süreç, iddia edildiği gibi iki general
arasındaki bir iç savaş veya basit bir güç mücadelesi değildir. Bu süreç; sivil
halkı, meşru devlet düzenini ve toplumsal altyapıyı hedef alan planlı, kasıtlı
ve yıkıcı bir terör ve isyan hareketidir. Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK/RSF)
sivillere yönelik sistematik katliamlar, cinsel şiddet, zorla yerinden etme ve
altyapıyı hedef alan saldırıları, bu yapının uluslararası toplum tarafından
derhal terör örgütü olarak tanınmasını ve gerekli uluslararası yaptırımlara
tabi tutulmasını zorunlu kılmaktadır.
HDK
milislerinin insansız hava araçları ve gelişmiş askeri teknolojiler kullanarak
enerji altyapısı, hastaneleri, su şebekelerini, okulları ve kamu binalarını
doğrudan hedef alması, meşru devlete ve sivil yaşama karşı yürütülen sistematik
bir terör stratejisinin açık göstergesidir. Bu saldırılar, uluslararası
insancıl hukukun ve savaş hukukunun temel ilkelerinin açık ihlalini
oluşturmaktadır.
Başta
Masalit, Zaghawa ve Fur toplulukları olmak üzere Arap olmayan Afrika kökenli
Sudan halkına yönelik etnik temizlik, zorla yerinden etme ve demografik
mühendislik uygulamaları sistematik bir biçimde yürütülmektedir. Kadınlara ve
çocuklara yönelik yapılan ağır insan hakları ihlalleri, dış destekli milis
yapılanmalarının en vahim yüzünü yansıtmaktadır. Batı Darfur (El Geneina),
Kordofan ve Mavi Nil bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirilen katliamlar
ise uluslararası hukuk bakımından soykırım iddialarını güçlendiren son derece
ağır suçlar niteliği taşımaktadır.
Çatışmanın
ölçeği, HDK'nın tek başına sürdürebileceği kapasitenin çok ötesindedir. HDK
terörünün arkasında açık bir dış lojistik, finansal ve askeri destek
bulunmaktadır. Raporlanan bulgular, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) HDK'ya
sağladığı finansal, lojistik ve silah desteğinin bu yıkım ve terör
kampanyasında belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Sudan altınının
yasa dışı ticareti ve dış transferler yoluyla sağlanan finansman saldırıları
beslemekte; ayrıca Etiyopya, Eritre, Nijerya ve Kolombiya gibi ülkelerden
getirilen yabancı paralı savaşçıların kullanılmasıyla kriz, bölgesel ve
uluslararası boyut kazanan bir vekâlet savaşına dönüşmektedir.
Bu yıkıcı
süreçte çalışma hayatı ve emekçiler de doğrudan hedef alınmıştır. HDK terörü
nedeniyle 11.000'den fazla sendika üyesi işçi doğrudan etkilenmiş;
kitlesel işsizlik, yaralanmalar ve zorla yerinden edilmeler yaşanmıştır. Ülke
genelinde 14 milyondan fazla insan yerinden edilmiş; elektrik, liman, ulaşım,
imalat, sağlık ve eğitim gibi stratejik sektörler ağır tahribata uğramış, İşçi
Bankası ile sendika binaları yağmalanarak işçilerin kazanılmış hakları ve
sendikal örgütlenme kapasitesi ve kurumsal hafızası hedef alınmıştır.
Çalışma
hayatına ve sendikal haklara yönelik bu sistematik saldırılar yalnızca Sudan'ın
değil, küresel sendikal hareketin de ortak meselesidir. İşçilerin örgütlenme
özgürlüğüne, sendikal haklarına ve insana yakışır çalışma ilkelerine yönelen bu
saldırılar, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün temel sözleşmeleri ile uluslararası
çalışma normlarının açık ihlalini teşkil etmektedir.
Uluslararası
topluma ve kurumlara yönelik acil eylem planı kapsamında aşağıdaki çağrıları
yapıyoruz:
·
Birleşmiş Milletler, BM Güvenlik Konseyi,
Afrika Birliği, Arap Birliği ve ilgili tüm uluslararası ve bölgesel
kuruluşları; HDK'yı derhal terör örgütü ilan etmeye, lider kadrosu,
destekçileri ve finansörleri hakkında kapsamlı yaptırım kararları almaya davet
ediyoruz.
·
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin;
Sudan'ın meşru hükümetine verdiği desteği uluslararası platformlarda
sürdürmesini, HDK'nın terör örgütü olarak tanınmasına yönelik uluslararası
girişimlere öncülük etmesini ve terörün finansmanının engellenmesine yönelik
çalışmaları güçlendirmesini önemsiyor ve destekliyoruz.
·
HDK'ya sağlanan silah, mühimmat, lojistik ve
finansal destek hatları acilen tespit edilerek engellenmeli; terörün
finansmanında rol oynayan BAE merkezli ve diğer dış yapılar üzerinde
uluslararası baskı artırılmalı, yasa dışı finans ve silah tedarik ağları
tamamen ortadan kaldırılmalıdır.
·
Sivillerin korunması ve insani yardımların
engelsiz ulaştırılması amacıyla derhal, kalıcı ve doğrulanabilir bir
ateşkes tesis edilmeli; insani yardım koridorları güvence altına alınmalı ve
Sudan'ın yeniden imarı ile temel kamu hizmetlerinin yeniden tesisine yönelik
uluslararası iş birliği güçlendirilmelidir.
·
İşlenen insanlık suçları, savaş suçları,
etnik temizlik ve altyapı tahribatlarından sorumlu olan tüm iç ve dış faillerin
uluslararası yargı önünde hesap vermesi, delillerin korunması, mağdurlar için
etkin tazmin ve rehabilitasyon mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini
vurguluyoruz.
·
Sudan'daki bu vahim durumun Uluslararası
Çalışma Örgütü (ILO) gündemine ve Uluslararası Çalışma Konferansı'na (ILC)
acilen taşınmasını; Sudan'ın yeniden ayağa kaldırılması amacıyla uluslararası
bir zirve düzenlenmesini talep ediyoruz.
·
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu
(ITUC), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC), Küresel Sendika Federasyonları
ve uluslararası sendikal hareketi; HDK'nın terör örgütü olarak tanınması
yönünde ortak bir tutum almaya, Sudan'daki çalışma hayatı krizini uluslararası
sendikal gündemin öncelikli başlıkları arasına taşımaya ve Sudan sendikal
hareketinin yeniden inşasına yönelik dayanışmayı güçlendirmeye davet ediyoruz.
·
BM Güvenlik Konseyi'nin de altını çizdiği
üzere, meşru Sudan devlet otoriteleri dışında HDK veya uzantıları
tarafından kurulmaya çalışılacak herhangi bir paralel hükümet veya otoritenin
tanınmayacağını ve yasa dışı kabul edileceğini yineliyor; uluslararası toplumu
Sudan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve meşru devlet kurumlarını
desteklemeye davet ediyoruz.
SUDAN HALKI VE İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR.
HAK-İŞ
Konfederasyonu (HAK-İŞ) ve Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF)
olarak; Sudan'ın meşru devlet kurumlarının, Sudanlı işçilerin ve mazlum Sudan
halkının yanında olduğumuzu bir kez daha güçlü şekilde ifade ediyor;
uluslararası toplumu terörün, şiddetin ve uluslararası hukuka aykırı
uygulamaların sona erdirilmesi için somut adımlar atmaya davet ediyoruz.
Sudan'da kalıcı barış, adalet, istikrar ve demokratik yeniden yapılanma
sağlanıncaya; Sudan'da kalıcı barış, güvenlik, adalet ve istikrar yeniden tesis
edilinceye; Sudan halkının temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınıncaya
ve çalışma hayatı yeniden inşa edilinceye kadar dayanışmamızı ve uluslararası
platformlardaki girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla
ilan ediyoruz.
© 2024-2026 HAK-İŞ Konfederasyonu